Girişiminizi ve Kendinizi Hızlandırıcılara(!) Heba Etmeyin!


Merhaba,
Bugün uzun süredir yazmak istediğim bir konuyu; Türkiye’de girişimcilik ekosisteminde yaşanan -bence- en büyük problemi yazmak istedim.

Bu yazıyı bir eleştiri yazısı şeklinde yazmak istedim ama bazen bir şeyleri eleştirmek bile onları değerlileştirmek sonucunu doğuruyor. Bu yüzden bu yazımı bir girişimi olan, başlamayı düşünen herkese bir öneri, tavsiye yazısı olarak değerlendirmenizi rica ederim. Yazıyı okuyan 2 girişimci bile bundan faydalansa ne mutlu:)

Üniversite yıllarımdan beri bir şekilde Türkiye’de girişimcilik ekosisteminin içinde bulunmaya çalıştım. Ve bu süreç hala devam ediyor. Ama bazen bulunduğunuz ortamdan, durumdan biraz uzaklaşıp dışardan bakmak gerekiyor. Bunu da yaklaşık 1-2 yıldır yapmaya çalışıyorum. Bu iki durumun sonucunda ise bazı çıkarımlar yapabilir duruma geldim. Bu yazıda da bu çıkarımlardan biraz bahsedeceğim. Bu çıkarımlardan ben de şuan yeni girişim yolculuğumda fazlasıyla faydalanıyorum.

Girişimcilik ekosistemi, içinde çok fazla dinamiği barındıran bir sistem. Devlet, yatırımcılar, özel şirketler, girişimciler, hızlandırıcı kuruluşlar, girişim danışmanları, melek yatırımcılar, dernekler vs. gibi bir çok paydaşı var bu sistemin. Bu paydaşların temel taşı girişimcilerdir. Yani geri kalan saydığım tüm paydaşlar girişimciler çevresinde oluşmuş bir ekosistemin taşları. Ama gelgelelim Türkiye’de işin içine girince bu tam böyle değil. Girişimciler bu ekosistemin içinde kaybolmuş durumda. Bir girişim yapmak isteyen insanlar, bu dipsiz kuyunun içinde kayboluyorlar.

Ben bu durumu şuna benzetiyorum; siz takımınızın maçını izlemeye gidiyorsunuz; kulüp kazanıyor, devlet kazanıyor, forma satan kazanıyor, futbolcular kazanıyor, dışarda köfte satanlar kazanıyor, taksici kazanıyor. Tek kazanmayan; siz. Hatta bir sürü zaman ve para harcıyorsunuz.

İşte Türkiye’de girişimcilik ekosistemi buna dönmüş durumda. Siz bir proje yapmak istiyorsunuz ve bu ekosistemin temel taşısınız. Emek harcıyorsunuz, zaman harcıyorsunuz, para harcıyorsunuz ama sizin projenizin alanıyla en ufak alakası olmayan biri gelip size bir cümle kuruyor ve dünya başınıza yıkılıyor, vazgeçiyorsunuz. Yani girişimciye destek için oluşmuş, ve girişimciler sayesinde varlığını sürdüren tüm ekosistem kazanıyor. Siz; kaybediyorsunuz.

Tam olarak neden bahsediyorum?
Bu ekosistemin en çok ekmeğini yiyenler, girişim hızlandırma merkezleri ve girişimcilik danışmanları denilen kişiler.

Bunlar kimdirler?
Ellerinde standart bir sunum olan, o program senin bu program senin gidip o sunum üzerinden ahkam kesip. Şunu yapın, bunu yapın, bakın Elon Musk nasıl kazandı? Yaa işte tam benim dediğim gibi. Siz de beni dinleyin. -diyen kişilerdir. Bunlar genellikle başarısız bir girişimcilik deneyiminde bulunmuş, ve o sıralar; bu ekosistemde hayalleri için her şeyi yapabilecek girişimcileri farkedip, burdan para kazanma yolunu seçmiş insanlar, şirketlerdir.

Burada durup düşünmeniz gereken bir konu var. Ben bir uzmanlık alanı gerektiren bir girişim yapıyorum. Ve biri çıkıyor uzmanlık alanı olmayan bir iş konusunda, “bu olur, bu olmaz, şöyle olur, böyle olmaz” diyor. İşte tam bu anda uyanmamız gerekiyor olaya zaten.

Gerçekten vizyonu açık ve başarılı olmanızı isteyen birinin,”Bu benim alanım değil, temel şeylerden bahsedebilirim ama bu alanda bence şu kişilere sor veya şunu araştır.” demesi gerekeceğinin farkındayız.

Sonuç, ne yapmalı?
Bir fikriniz var, araştırdınız. Eminsiniz. İyi bir ekibiniz var.
O halde kimsenin size bu olur, olmaz demesini beklemeyin. Harekete geçin. Kendinizden emin olun. Şunu bilmelisiniz, gidip orda burda dinlediğiniz, sosyal medyada binlerce takipçisi olup sürekli girişimcilik ahkamı kesen kişilerden daha sağlamsınız! En kötü ne olur? Başarısız olursunuz. Eğer tam bir girişimci ruhuna sahipseniz, başarısızlık zaten başarıya giden yolu öğrenmeniz için gereklidir.
Kimseden nasihat dinlemek zorunda değilsiniz. Hayır, girişimcilik öyle bir şey değil. Bırakın umut dağıtıp, bundan para kazananları. Vurun, kırın, uyumayın, doğru insanları bulun ve yapın!

Gidip genel geçer şeyleri dinlemekle uğraşmayın. Zaten Elon Musk, Steve Jobs, Bill Gates nasıl bu hale gelmiş, bunu kahvedeki amcalar da biliyor artık. Bunu dinlemek için zamanınızı ve paranızı harcamayın.

Doğru insan, fikrinizin uzmanı insandır. Doğru insan, zaten size ahkam kesmez,değer yaratır. Doğru insanlara ulaşın, ne yapıp ne edip işin içindeki insanlara ulaşın. Hep bu insanları takip edin. Biz girişimleri hızlandırıyoruz diyenleri değil. Bu ülkede çok önemli ve çok başarılı insanlar var, size bir cümlesiyle ne vizyonlar katan insanlar. Ve emin olun o insanlara ulaşmak, bu az önce saydığım insanlara ulaşmaktan kolay. Onlara ulaşın, onlarla temasa geçin.

Boşa zaman geçirmeyi bırakın, unutmayın: DİNLEYEREK GİRİŞİMCİ OLUNMAZ, HAREKETE GEÇİN!

Son söz olarak şunu söylemeliyim;
İstikrarlı hayal, hakikattır.


Sefa

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir