Bir Startup için Disiplinlerarası Çalışmanın Önemi

Merhaba,
Yaklaşık 2 yıl aradan sonra tekrar blog yazılarına dönme kararı aldım. Bugün de aslında genel olarak bulunduğum sektörü ilgilendiren, neredeyse startup’ların bitmesine sebep olan bir konuya değinmek istedim: Disiplinlerarası çalışma.

Son zamanlarda önemli bir proje ile uğraşmaktayım, bu proje ve detaylarından bahsedeceğim gün gittikçe yaklaşıyor, fakat bu süreçte yaşadığım bir problem olan farklı sektörlerle ilgili yeterli bilgiye sahip olmama konusu bizi çok zorladı. O yüzden bugün bu konuyu seçtim.

Günümüzün bir gerçeği,yazılım sektörünün hızlı yükselişi. Bu sektör hızlı yükseldikçe, kendi zenginlerini de çok sayıda çıkarmaya başladı. Küçük ama hayatı çok kolaylaştıran bir mobil uygulama veya insanlarda bağımlılık yapan bir mobil oyun. Sonuç hep aynı, -uzaktan öyle görülüyor- çok daha kolay ve hızlı zengin olmak. Hal böyle olunca, yazılım bilen herkes bu ateşin peşine düştü. Sektöre yabancı olan herkes, “şöyle bir app olsa çok tutar ha.” diye düşünürken, yazılımcılar çok daha fazlasını hergün bir çok kez yapıyorlar. Burada kritik noktalar cümlenin içinde gizli. “Çok daha fazlasını” ve “Hergün” kısımları.

İnsanlığın bir çok ihtiyacı var, veya ihtiyacı olduğunu bilmediği, senin buna ihtiyacın var al kullan denilebilecek milyonlarca iş ve iş alanı var. Fakat aslında bahsetmek istediğim, bu işler yapılırken ortak çalışmadan kaçılıyor ve en büyük sorun da burada ortaya çıkıyor; “maddi getirinin paylaşılamıyor olması”.

En net ifade ile, bir ihtiyacı sezen bir yazılımcının “Bunu ben bir ayda yaparım,kimseye de ihtiyacım yok, uygulama marketine de koyarım. Ordan zengin olurum zaten.” diye düşünmesi. Günün sonunda ihtiyacı iyi analiz edemeyen, o alanın gerçek uzmanlarından destek almadan yapılan bir iş, harcanan zaman ve çöpe giden bir teknolojik yatırım ile karşı karşıya kalınıyor.

Yani aslında ülkemizde teknoloji girişimlerindeki en büyük eksiklerden biri, üzerinde çalışılan alanın uzmanlarından bilgi almaya , işimize dahil etmeye çekinmek. Bunun sonuçları olarak başta da dediğim gibi, ihtiyaçtan fazlasını veren bir ürün, her gün birileri tarafından tekrar tekrar yapılıyor.

Yazılım, insanın hayallerini hayata geçirmesini sağlıyor evet ama bunun gelir getiren bir modele dönüşmesi ortak bir çalışmayla mümkün. Aslında tek başıma zengin olayım derken, çoğu kişi bu süreçten -elde var sıfır- ile çıkıyor. Bu ortak çalışmayı yapan, ekibini bu şekilde kurgulayan kişiler ise, alıp başlarını gidiyorlar.

Bu süreçte ikinci bir sorun ise, başka bir alandan uzman arayan kişinin rahatça bulamıyor olması, bulacak ortamın da kimse tarafından yaratılmıyor olması.

Türkiye’de girişimcilik ekosistemindeki sorunlardan biri de bu, farklı uzmanlık alanlarında bilgili kişileri girişimciliğe yönlendirmede sorunumuz var, bu olayı -girişimciliği- sadece mühendislik dallarının işi gibi görüyoruz. Bir girişimcilik toplantısına/yarışmasına gittiğinizde yine bir sürü yazılımcı, elektronikçi vs. görüyorsunuz.Bu büyük bir problem.Girişimciliğin temeline dair en önemli konu olan -networking-‘e yönelik hiçbir şey yapılmamış oluyor.
P.S.
Bu toplantılarda konuşanlar da genelde hep aynı kişiler, bir elin parmakları kadar adam; aynı sunumu her yerde yapan, girişimci olamamış, ama girişimciden para kazanan “girişimcilik danışmanları”. Bunlar da bu sürede en çok dikkatimi çeken ve üzüldüğüm konulardan aslında, belki bir kaç blog sonra bu: “eskinin başarısız girişimcisi, şimdinin girişimciden para kazanan kurnazları” hakkında da bir yazı yazarım.

Hep aynı şeyleri yazarak olmuyor, biraz havaya yükselerek yukardan bakıp bu sistemi tartışma zamanı geldi gibi.

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere,
-Sefa

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir